yandex
Mehmet SITMAPINAR
Köşe Yazarı
Mehmet SITMAPINAR
 

Yönlendirici Politik Eksen.

Türkiye bu yöntemi iki asır boyu unutmak zorunda kaldı... Maruz kaldığı bölgesel sorunlar, aslında küresel  kıskaçların hedefleri doğrultusunda oluşagelmiştir.. Örneğin, 1950 li yıllardan itibaren başlayan, Molla Mustafa Barzani yönetimindeki Kuzey Irak sözde kürt hareketlenmeleri(!),her ne kadar Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil etse de, hikayenin ana teması şüphesiz Büyük İsrail Stratejisinin en önemli paydasıdır.. 2.Dünya Savaşının hemen akabinde oluşturulmuş korsan ve gayrimeşru İsrail Devleti, o günden bugüne kadar beka meselesi üzerinden uzun süreli bir dış politikayı devreye sokmuş ve sistematik ve karmaşık bir dış politikayı ustaca oluşturup, bölgesinde bulunan devletleri bu karmaşıklığa mahkum etmek suretiyle kendi planına hizmet ettirmesini başarmıştır! Bugün olduğu gibi, 80 li ve 90 lı yılların Özal, Demirel, Çiller, Ecevit hükümetleri, güçsüzlük ve güvensizlik sendromu içerisinde, esasen korkak ve korsan bir İsrail algısına kendilerini bağımlı hale getirmişlerdir.. Irak, Suriye ve Mısır hattında, ne Saddam ne Hafız Esat ne de Mübarek yönetimleriyle içtenlikli ve karşılıklı güvene dayanan gerçekçi bir dış politikayı oluşturmayan bir Türkiye resmi hep olageldi... 90' lı yılların ortasında kısa süreli Türkiyede kurulan Prof Erbakan hükümeti İsraili, tedirgin edecek bazı davranışlara yöneltmiştir ki dönemin Netanyahu hükümeti, aslında Türkiye de olası bir iktidar değişikliğini önceden sezmiş ve pozisyonunu buna göre belirlemiştir.. Nitekim, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki hükümet, gizli saklı bir şekilde İsrail ile ortak savaş uçuş tatbikatına imza atıp Konyada bu uçuşları gerçekleştirmiştir.. Bu antlaşmanın kamuoyundan gizli tutulmasının şüphesiz önemli sebepleri vardı.. İsrail bu anlaşmayı gizli tutturmakla Türkiyedeki iktidar değişikliğini gözlemlemiş ve uygun zamanı kollamıştır... Bu anlaşma gizli tutularak hem Anayol iktidarı bu töhmetten kurtulacak, hemde bu anlaşma kasıtlı bir şekilde, bir kaç ay sonra kurulacak olan Refah Hükümetinin üzerine medya eliyle yıkılmaya çalışılacaktı ki nitekim öyle de oldu.. Dönemin Anaplı savunma bakanı Sungurlu, benım bu anlaşmadan haberim yok diyecek kadar aymazlaşmıştı.. Peki bu anlaşma esasen neyi hedefliyor ne kazanımlar getiriyordu.. İsrail hava sahası itibariyle nerdeyse Türk Hava Sahasının 20/1i bile etmeyecek ölçekte küçük bir coğrafya hattında.. Yani Türkiye ye hiç bir faydası olmayan bu ortak uçuş tatbikatı esasen İsraile hizmet etmekteydi ki Irak, İran, Suriye, Türkiye ve Kıbrıs hakkında çok ciddi istihbari bilgileri toplama imkanını bu süreçte bulmuştur.. Oysa İsraili bölgesel devletler olarak, diplomatik bir kıskaca almak onu ciddi yaptırımlara mahhum edecek bir takım anlaşmaları  devreye koymuş olsaydı Türkiye, başka şeyler yazıyor olacaktık.. İşte dış politika yapımcılarının, özellikle üç temel yöntem üzerinde hareket ederek Türkiyenin uluslararası arenada elini güçlü kılacak bir derinliğe ulaştırabilir.. 1)Akıl oyunu 2)Psikolojik Denklem 3)Tavizsizlik İlkesi. Bu üç madde Türkiye için esasen bir Milli Strateji yi tanımlamaktadır... Akıl oyunu ile, kuşkusuz bir satranç oyunu yöntemi ile şahı mat etmek adına piyonlardan vazgeçme taktiği.... Psikolojik denklemi kurarken içeride müspet medyayı oluşturup dışarıya karşı Milli Bütünlüğü esas almalıdır.. Ve son olarak ise Tavizsizlik ilkesi ile İsrail, ABD ve AB ye karşı tek bir taviz bile verilmemesidir.... İsrail kendi bölgesinde aleyhine cereyan eden bir olayı ustaca politize edip dünya gündemine taşımayı nasıl başarabiliyorsa, Türkiye akıl oyunu ve Tavizsizlik yöntemi ile kuşkusuz İsraili mat etme iradesine sahiptir. Geçmişte bizim Suriye ile aramızdaki Pkk ve Aponun himayesi sürtüşmesini bir kart olarak oynayan İsrail, Golan tepeleri meselesiyle Suriyeyi köşeye sıkıştırma, Türkiyeyi ise açıkça kendi safına çekme siyasetini gözünü kırpmadan uygulamıştır.. Oysa Türkiye, duygusal bir politik anlayışı kenara bırakarak, tamamen reel bir politik vizyonu devreye koyarak Siyonist olguyu mat etme imanına sahip olacaktır... Sonuç olarak;bütün bu geçmiş örnekleri neden yazma ihtiyacı htik...? Şundan dolayı. Bugun Türkiye Akp iktidarının akılsız, vizyonsuz şuursuz ve tavizkar politik sığlığı ile adeta Siyonist dış politik gürültüye teslim olmuştur.. Suriye ile, İran ile, Mısır ile, Suud ile, Libya ile kavgalı olma şansımız olamaz... Beş Para etmez bir Yahudi Devletinin (!) yetmiş yıldır gözümüzün önünde çevirdiği entrikalardan sadece bir örnek verdik.. Bin yıllık birikim ve iradenin muhatap alanı olan Türkiye böylesi etkisiz ve şahsiyetsiz dış politika anlayışını haketmiyor.. Kendinize gelin.. Türkiye için Milli Stratejiyi hep beraber oluşturalım...
Ekleme Tarihi: 12 Kasım 2019 - Salı

Yönlendirici Politik Eksen.

Türkiye bu yöntemi iki asır boyu unutmak zorunda kaldı... Maruz kaldığı bölgesel sorunlar, aslında küresel  kıskaçların hedefleri doğrultusunda oluşagelmiştir.. Örneğin, 1950 li yıllardan itibaren başlayan, Molla Mustafa Barzani yönetimindeki Kuzey Irak sözde kürt hareketlenmeleri(!),her ne kadar Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil etse de, hikayenin ana teması şüphesiz Büyük İsrail Stratejisinin en önemli paydasıdır..
2.Dünya Savaşının hemen akabinde oluşturulmuş korsan ve gayrimeşru İsrail Devleti, o günden bugüne kadar beka meselesi üzerinden uzun süreli bir dış politikayı devreye sokmuş ve sistematik ve karmaşık bir dış politikayı ustaca oluşturup, bölgesinde bulunan devletleri bu karmaşıklığa mahkum etmek suretiyle kendi planına hizmet ettirmesini başarmıştır! Bugün olduğu gibi, 80 li ve 90 lı yılların Özal, Demirel, Çiller, Ecevit hükümetleri, güçsüzlük ve güvensizlik sendromu içerisinde, esasen korkak ve korsan bir İsrail algısına kendilerini bağımlı hale getirmişlerdir.. Irak, Suriye ve Mısır hattında, ne Saddam ne Hafız Esat ne de Mübarek yönetimleriyle içtenlikli ve karşılıklı güvene dayanan gerçekçi bir dış politikayı oluşturmayan bir Türkiye resmi hep olageldi... 90' lı yılların ortasında kısa süreli Türkiyede kurulan Prof Erbakan hükümeti İsraili, tedirgin edecek bazı davranışlara yöneltmiştir ki dönemin Netanyahu hükümeti, aslında Türkiye de olası bir iktidar değişikliğini önceden sezmiş ve pozisyonunu buna göre belirlemiştir.. Nitekim, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki hükümet, gizli saklı bir şekilde İsrail ile ortak savaş uçuş tatbikatına imza atıp Konyada bu uçuşları gerçekleştirmiştir.. Bu antlaşmanın kamuoyundan gizli tutulmasının şüphesiz önemli sebepleri vardı.. İsrail bu anlaşmayı gizli tutturmakla Türkiyedeki iktidar değişikliğini gözlemlemiş ve uygun zamanı kollamıştır... Bu anlaşma gizli tutularak hem Anayol iktidarı bu töhmetten kurtulacak, hemde bu anlaşma kasıtlı bir şekilde, bir kaç ay sonra kurulacak olan Refah Hükümetinin üzerine medya eliyle yıkılmaya çalışılacaktı ki nitekim öyle de oldu.. Dönemin Anaplı savunma bakanı Sungurlu, benım bu anlaşmadan haberim yok diyecek kadar aymazlaşmıştı..
Peki bu anlaşma esasen neyi hedefliyor ne kazanımlar getiriyordu.. İsrail hava sahası itibariyle nerdeyse Türk Hava Sahasının 20/1i bile etmeyecek ölçekte küçük bir coğrafya hattında.. Yani Türkiye ye hiç bir faydası olmayan bu ortak uçuş tatbikatı esasen İsraile hizmet etmekteydi ki Irak, İran, Suriye, Türkiye ve Kıbrıs hakkında çok ciddi istihbari bilgileri toplama imkanını bu süreçte bulmuştur..
Oysa İsraili bölgesel devletler olarak, diplomatik bir kıskaca almak onu ciddi yaptırımlara mahhum edecek bir takım anlaşmaları  devreye koymuş olsaydı Türkiye, başka şeyler yazıyor olacaktık..
İşte dış politika yapımcılarının, özellikle üç temel yöntem üzerinde hareket ederek Türkiyenin uluslararası arenada elini güçlü kılacak bir derinliğe ulaştırabilir..
1)Akıl oyunu
2)Psikolojik Denklem
3)Tavizsizlik İlkesi.
Bu üç madde Türkiye için esasen bir Milli Strateji yi tanımlamaktadır...
Akıl oyunu ile, kuşkusuz bir satranç oyunu yöntemi ile şahı mat etmek adına piyonlardan vazgeçme taktiği.... Psikolojik denklemi kurarken içeride müspet medyayı oluşturup dışarıya karşı Milli Bütünlüğü esas almalıdır.. Ve son olarak ise Tavizsizlik ilkesi ile İsrail, ABD ve AB ye karşı tek bir taviz bile verilmemesidir....
İsrail kendi bölgesinde aleyhine cereyan eden bir olayı ustaca politize edip dünya gündemine taşımayı nasıl başarabiliyorsa, Türkiye akıl oyunu ve Tavizsizlik yöntemi ile kuşkusuz İsraili mat etme iradesine sahiptir. Geçmişte bizim Suriye ile aramızdaki Pkk ve Aponun himayesi sürtüşmesini bir kart olarak oynayan İsrail, Golan tepeleri meselesiyle Suriyeyi köşeye sıkıştırma, Türkiyeyi ise açıkça kendi safına çekme siyasetini gözünü kırpmadan uygulamıştır.. Oysa Türkiye, duygusal bir politik anlayışı kenara bırakarak, tamamen reel bir politik vizyonu devreye koyarak Siyonist olguyu mat etme imanına sahip olacaktır...
Sonuç olarak;bütün bu geçmiş örnekleri neden yazma ihtiyacı htik...?
Şundan dolayı. Bugun Türkiye Akp iktidarının akılsız, vizyonsuz şuursuz ve tavizkar politik sığlığı ile adeta Siyonist dış politik gürültüye teslim olmuştur..
Suriye ile, İran ile, Mısır ile, Suud ile, Libya ile kavgalı olma şansımız olamaz...
Beş Para etmez bir Yahudi Devletinin (!) yetmiş yıldır gözümüzün önünde çevirdiği entrikalardan sadece bir örnek verdik..
Bin yıllık birikim ve iradenin muhatap alanı olan Türkiye böylesi etkisiz ve şahsiyetsiz dış politika anlayışını haketmiyor..
Kendinize gelin..
Türkiye için Milli Stratejiyi hep beraber oluşturalım...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bolbolhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.