yandex
Ali ŞİMŞEK
Köşe Yazarı
Ali ŞİMŞEK
 

Bayram Sadece Takvimdeki Bir Gün Değildir

Kurban Bayramı yaklaşıyor… Çocukluğumuzdaki o bayram sabahlarını hatırlayan var mı hâlâ? Sabah erkenden kalkılırdı… Evde tatlı bir telaş olurdu. Büyükler hazırlanır, çocuklar yeni kıyafetlerini yatağın kenarına koyup heyecandan zor uyurdu. Sokaktan gelen bayram namazı dönüşü sesleri bile insana huzur verirdi. Şimdi dönüp bakıyorum da aslında bizi mutlu eden şey ne pahalı sofralarmış ne de gösterişli hazırlıklar… İnsan, en çok insanı özlüyormuş. Bugün hayat çok hızlandı. Aynı evin içinde yaşayan insanlar bile bazen birbirine yabancı gibi oldu. Herkesin elinde telefon, herkes bir yerlere yetişme derdinde. Ama bayram dediğin şey biraz durmak değil midir? Bir nefes almak… Kalbe dönmek… Kırgınlıkları unutmak… Kapı çalmak… “Bir çaya geldim” diyebilmek… Bayramın en güzel tarafı paylaşmaktır. Sadece et paylaşmak değil… Sevgi paylaşmak… Vakit paylaşmak… Bir yetimin başını okşamak… Bir yaşlının gönlünü almak… Bir çocuğun yüzünü güldürmek… Bugün çevremize baktığımızda o kadar çok yalnız insan var ki… Bir telefon bekleyen anneler, babalar… Kapısı çalınsın isteyen büyükler… “Beni hatırlayan olur mu?” diye düşünen insanlar… İnanın bazen içten söylenen bir “Nasılsın?” cümlesi bile bir insanın bütün gününü değiştiriyor. Sıla-i rahim dediğimiz şey aslında tam da budur. Akrabayı unutmamak… Uzakta olanı aramak… Küslükleri büyütmemek… Çünkü insanın gerçek zenginliği malı değil, yanında duasını taşıyan insanların olmasıdır. Bayramlar aynı zamanda aile olmanın kıymetini yeniden hatırlatır bize. Bir sofranın etrafında toplanabilmek büyük nimet aslında… Anneyle babayla oturup çay içebilmek… Kardeşlerle eski günleri konuşmak… Çocukların kahkahasını duyabilmek… Bazen fark etmiyoruz ama insanın en büyük huzuru kendi yuvasındadır. Bir başka önemli konu da ihtiyaç sahiplerini gözetmek… Bugün öyle insanlar var ki bırakın bayram alışverişini, evine ekmek götürmekte zorlanıyor. Bazıları sessiz yaşıyor sıkıntısını. Kimseye anlatamıyor. İşte tam da burada vicdan devreye giriyor. Komşusu açken tok yatmayan bir medeniyetin evlatlarıyız biz. Bir poşet erzak… Bir bayramlık kıyafet… Bir çocuğun cebine bırakılan harçlık… Belki bizim için küçük ama bir başkası için unutulmayacak bir mutluluk olabiliyor. Özellikle engelli bireyleri de bu bayramlarda unutmamamız gerekiyor. Engel sadece bedende olmaz. Bazen insanı en çok yoran şey, anlaşılmamak olur. Bir engelli kardeşimizin elinden tutmak, onunla vakit geçirmek, hâlini hatırını sormak, bulunduğu ortamı erişilebilir hâle getirmek… Bunlar sadece sosyal sorumluluk değil, insanlık vazifesidir. Bazı insanlar fiziksel destek bekler… Bazıları ise sadece dışlanmamak ister. Bir tebessüm… Bir davet… Bir “Gel beraber oturalım” cümlesi bile bazen yıllardır taşınan yalnızlığı hafifletir. Bayramın ruhunda hoşgörü vardır. Bugün insanlar en küçük meselelerde bile birbirini kırabiliyor. Sosyal medyada, trafikte, günlük hayatta tahammül azaldı. Oysa biraz empati yapsak, biraz alttan alsak dünya daha yaşanılır yer olacak. Her insanın içinde görünmeyen bir mücadele var. Kimin ne yaşadığını tam olarak bilmiyoruz. Belki de bu yüzden birbirimize karşı daha yumuşak olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bayram dediğimiz şey aslında yeniden insan olmayı hatırlamaktır. Bir yetimin duasında… Bir annenin gözyaşında… Bir babanın sessiz gururunda… Bir çocuğun bayram sevincinde… Bir engellinin yalnız olmadığını hissetmesinde gizlidir bayramın bereketi. Bu bayram belki de en çok şunu yapalım: Birbirimizi yeniden fark edelim. Telefon rehberimizde yıllardır aramadığımız insanları arayalım. Kapısını çalmayı ertelediğimiz akrabalarımıza gidelim. Anne babamızın elini biraz daha sıkı tutalım. Çocuklarla daha fazla vakit geçirelim. İhtiyaç sahibini gözetelim. Kırgınlıkları büyütmeyelim. Çünkü günün sonunda insanın geriye dönüp baktığında hatırladığı şey; kaç para kazandığı değil, kaç kalbe dokunabildiğidir. Şimdiden tüm milletimizin Kurban Bayramı mübarek olsun. Allah sofralarımızdan bereketi, kalplerimizden merhameti eksik etmesin. Tüm hastalara da Şafi ismiyle şifa versin.
Ekleme Tarihi: 25 Mayıs 2026 -Pazartesi

Bayram Sadece Takvimdeki Bir Gün Değildir

Kurban Bayramı yaklaşıyor…
Çocukluğumuzdaki o bayram sabahlarını hatırlayan var mı hâlâ?

Sabah erkenden kalkılırdı…
Evde tatlı bir telaş olurdu.
Büyükler hazırlanır, çocuklar yeni kıyafetlerini yatağın kenarına koyup heyecandan zor uyurdu. Sokaktan gelen bayram namazı dönüşü sesleri bile insana huzur verirdi. Şimdi dönüp bakıyorum da aslında bizi mutlu eden şey ne pahalı sofralarmış ne de gösterişli hazırlıklar… İnsan, en çok insanı özlüyormuş.

Bugün hayat çok hızlandı.
Aynı evin içinde yaşayan insanlar bile bazen birbirine yabancı gibi oldu. Herkesin elinde telefon, herkes bir yerlere yetişme derdinde. Ama bayram dediğin şey biraz durmak değil midir?
Bir nefes almak…
Kalbe dönmek…
Kırgınlıkları unutmak…
Kapı çalmak…
“Bir çaya geldim” diyebilmek…

Bayramın en güzel tarafı paylaşmaktır.
Sadece et paylaşmak değil…
Sevgi paylaşmak…
Vakit paylaşmak…
Bir yetimin başını okşamak…
Bir yaşlının gönlünü almak…
Bir çocuğun yüzünü güldürmek…

Bugün çevremize baktığımızda o kadar çok yalnız insan var ki…
Bir telefon bekleyen anneler, babalar…
Kapısı çalınsın isteyen büyükler…
“Beni hatırlayan olur mu?” diye düşünen insanlar…
İnanın bazen içten söylenen bir “Nasılsın?” cümlesi bile bir insanın bütün gününü değiştiriyor.

Sıla-i rahim dediğimiz şey aslında tam da budur.
Akrabayı unutmamak…
Uzakta olanı aramak…
Küslükleri büyütmemek…
Çünkü insanın gerçek zenginliği malı değil, yanında duasını taşıyan insanların olmasıdır.

Bayramlar aynı zamanda aile olmanın kıymetini yeniden hatırlatır bize.
Bir sofranın etrafında toplanabilmek büyük nimet aslında…
Anneyle babayla oturup çay içebilmek…
Kardeşlerle eski günleri konuşmak…
Çocukların kahkahasını duyabilmek…
Bazen fark etmiyoruz ama insanın en büyük huzuru kendi yuvasındadır.

Bir başka önemli konu da ihtiyaç sahiplerini gözetmek…
Bugün öyle insanlar var ki bırakın bayram alışverişini, evine ekmek götürmekte zorlanıyor. Bazıları sessiz yaşıyor sıkıntısını. Kimseye anlatamıyor.
İşte tam da burada vicdan devreye giriyor.
Komşusu açken tok yatmayan bir medeniyetin evlatlarıyız biz.
Bir poşet erzak…
Bir bayramlık kıyafet…
Bir çocuğun cebine bırakılan harçlık…
Belki bizim için küçük ama bir başkası için unutulmayacak bir mutluluk olabiliyor.

Özellikle engelli bireyleri de bu bayramlarda unutmamamız gerekiyor.
Engel sadece bedende olmaz.
Bazen insanı en çok yoran şey, anlaşılmamak olur.
Bir engelli kardeşimizin elinden tutmak, onunla vakit geçirmek, hâlini hatırını sormak, bulunduğu ortamı erişilebilir hâle getirmek… Bunlar sadece sosyal sorumluluk değil, insanlık vazifesidir.

Bazı insanlar fiziksel destek bekler…
Bazıları ise sadece dışlanmamak ister.
Bir tebessüm…
Bir davet…
Bir “Gel beraber oturalım” cümlesi bile bazen yıllardır taşınan yalnızlığı hafifletir.

Bayramın ruhunda hoşgörü vardır.
Bugün insanlar en küçük meselelerde bile birbirini kırabiliyor. Sosyal medyada, trafikte, günlük hayatta tahammül azaldı. Oysa biraz empati yapsak, biraz alttan alsak dünya daha yaşanılır yer olacak.
Her insanın içinde görünmeyen bir mücadele var.
Kimin ne yaşadığını tam olarak bilmiyoruz.
Belki de bu yüzden birbirimize karşı daha yumuşak olmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Bayram dediğimiz şey aslında yeniden insan olmayı hatırlamaktır.

Bir yetimin duasında…
Bir annenin gözyaşında…
Bir babanın sessiz gururunda…
Bir çocuğun bayram sevincinde…
Bir engellinin yalnız olmadığını hissetmesinde gizlidir bayramın bereketi.

Bu bayram belki de en çok şunu yapalım:
Birbirimizi yeniden fark edelim.

Telefon rehberimizde yıllardır aramadığımız insanları arayalım.
Kapısını çalmayı ertelediğimiz akrabalarımıza gidelim.
Anne babamızın elini biraz daha sıkı tutalım.
Çocuklarla daha fazla vakit geçirelim.
İhtiyaç sahibini gözetelim.
Kırgınlıkları büyütmeyelim.

Çünkü günün sonunda insanın geriye dönüp baktığında hatırladığı şey; kaç para kazandığı değil, kaç kalbe dokunabildiğidir.

Şimdiden tüm milletimizin Kurban Bayramı mübarek olsun.
Allah sofralarımızdan bereketi, kalplerimizden merhameti eksik etmesin. Tüm hastalara da Şafi ismiyle şifa versin.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bolbolhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.