8 Mart ve Vicdanın Sınavı
Takvimler 8 Mart’ı gösterdiğinde dünyanın birçok yerinde çiçekler verilir, kutlama mesajları paylaşılır, kadınların değeri üzerine sözler söylenir. Resmî takvimlerde adı “Dünya Kadınlar Günü” olarak geçer.
Fakat insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor:
Gerçekten kutlanacak bir dünya mı bıraktık kadınlara?
Çünkü aynı günün dünyasında başka bir gerçek daha var.
Gazze’de 8 Mart…
Bombaların gölgesinde çocuklarını korumaya çalışan anneler var.
Doğu Türkistan’da 8 Mart…
Kimliğinden, inancından dolayı baskı gören kadınlar var.
Arakan’da, Myanmar’da ve dünyanın farklı mazlum coğrafyalarında 8 Mart…
Evini, yurdunu kaybetmiş; şiddet, korku ve belirsizlik içinde yaşamaya çalışan kadınlar var.
Kimi yerde savaşın ortasında, kimi yerde zulmün gölgesinde, kimi yerde ise sessiz bir ayrımcılığın içinde kadınlar yaşam mücadelesi veriyor. Ne yazık ki insanlık, bir yandan kadınların değerinden söz ederken diğer yandan onların gözyaşına çoğu zaman sessiz kalıyor.
Oysa kadın; hayatın başlangıcıdır, merhametin adıdır, fedakârlığın en güçlü sembolüdür.
Bu vesileyle özellikle bir kesimi anmadan geçmek mümkün değildir.
Hayatını büyük bir sabır ve fedakârlıkla sürdüren özel gereksinimli çocukların anneleri… Onların gösterdiği emek, sabır ve sevgi çoğu zaman kelimelerle anlatılamayacak kadar büyüktür.
Aynı şekilde bu vatan için evlatlarını toprağa veren şehit anneleri, gazilerimizin anneleri, nineleri ve babaanneleri de bu günün en büyük saygıyı hak eden kahramanlarıdır. Onların sabrı ve vakarı, bu milletin en kıymetli değerlerinden biridir.
Bir başka güçlü örnek ise hayatın tüm zorluklarına rağmen dimdik ayakta duran engelli kadınlarımızdır. Onlar çoğu zaman hayatın önlerine koyduğu engelleri azimleriyle aşarak toplum için ilham kaynağı olurlar.
Gerçek şu ki; kadınların onurla, güvenle ve huzur içinde yaşayamadığı bir dünyada yapılan kutlamalar eksik kalır.
Çünkü zulüm üzerine kurulan hiçbir düzen kalıcı değildir.
Tarih bize defalarca göstermiştir ki zulüm ile abad olunmaz.
Dileğimiz odur ki; dünyanın düzenini bozmak isteyen karanlık güçlere fırsat verilmesin, insanlık vicdanını yeniden hatırlasın ve kadınların gerçekten huzur içinde yaşayabileceği bir dünya kurulabilsin.
Bu düşüncelerle;
hayata sevgiyle sarılan, mücadeleden vazgeçmeyen tüm kadınların, özellikle de fedakârlığın ve sabrın sembolü olan annelerimizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü saygıyla ve içtenlikle kutluyorum.
