Bugün 15 Ekim… Beyaz Baston Görme Engelliler Günü.
Bir beyaz bastonun kaldırımda çıkardığı sesi hiç duydunuz mu? O ses, yalnızca bir yolun tarandığını anlatmaz. Bağımsızlık isteğini, hayata karışma hakkını ve “Ben de buradayım” diyen güçlü bir iradeyi duyurur. Fakat asıl soru şu: Biz bu sesi duyuyor muyuz, yoksa kendi telaşımızın içinde yine görmezden mi geliyoruz?
Beyaz baston, bir insanın eksikliğini değil; toplumun önüne koyduğu engelleri hatırlatır. Kaldırım ortasına bırakılmış bir motosiklet, hissedilebilir yüzeylerin üstüne konmuş bir masa, kapatılmış bir geçiş, sesli uyarısı çalışmayan bir trafik ışığı… Bunlar küçük dikkatsizlikler değildir. Birinin güvenle yürüme, işe yetişme, okuluna gitme ve kendi hayatı hakkında karar verme hakkına doğrudan dokunur.
Açık konuşalım: Bir şehir, yalnızca binaları yükseldiğinde gelişmiş olmaz. O şehirde yaşayan herkes sokakta bağımsızca hareket edebiliyorsa gelişmiştir. Kaldırımlar işgal altındaysa, toplu taşıma durakları erişilebilir değilse, yönlendirmeler yetersizse, dijital hizmetler ekran okuyucularla çalışmıyorsa; o şehrin “akıllı” olduğu iddiası kâğıt üzerinde kalır. Teknolojiyle övünürken bir insanı kaldırımda kendi başına bırakamayız.
Bugünün dünyasında teknoloji, görme engelli bireyler için yeni kapılar açıyor. Telefon kameraları yazıları okuyabiliyor, ürünleri tanıyabiliyor, görüntüleri sesli olarak tarif edebiliyor. Yapay zekâ destekli uygulamalar bir menüyü anlamaya, belge içinden bilgi bulmaya veya çevredeki nesneleri tarif etmeye yardımcı olabiliyor. Microsoft’un Seeing AI uygulaması ve Be My Eyes’ın yapay zekâ destekli görsel yardım hizmeti bu imkânların bilinen örnekleri arasında. Seeing AI · Be My AI
Bunlar umut verici gelişmeler. Bir etiketi okutabilmek, bir mektubu tek başına dinleyebilmek, bir fotoğrafın içinde ne olduğunu öğrenebilmek; günlük hayatta bağımsızlığı büyüten imkânlardır. Ama teknoloji sihirli bir değnek değildir. Yapay zekâ yanlış tarif edebilir; telefonun şarjı bitebilir, internet kesilebilir. Bu araçlar hayatı kolaylaştırmalı, kişinin güvenliğini tek başına üstleniyormuş gibi sunulmamalıdır. Nitekim Seeing AI’nın kullanım bilgileri de uygulamanın çevreyi anlamak için tek başına ve birincil araç olarak kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Seeing AI kullanım kılavuzu
Üstelik yenilik, yalnızca yeni bir uygulama çıkarmak değildir. Bir internet sitesinin ekran okuyucuyla kullanılabilmesi de yeniliktir. Bir otobüsün durağını sesli bildirmesi de. Bir kamu binasında yön bulmanın kolaylaştırılması, ürün ambalajlarının erişilebilir bilgi sunması, dijital başvuru ekranlarının herkesçe kullanılabilmesi de… Teknoloji, insanı merkeze alıyorsa ilerlemedir; bir kesimi yine geride bırakıyorsa yalnızca gösteriştir.
Bugün bir de kendimize bakalım. Beyaz bastonlu birini gördüğümüzde kolundan çekiştirmek yardım değildir. Önce “Yardım ister misiniz?” diye sormak gerekir. Yardım istenirse, kişinin nasıl destek istediğini dinlemek gerekir. Bastonu tutmak, sahibinden izinsiz yönünü değiştirmek, önüne geçip onu sürüklemek iyi niyetli olsa bile doğru değildir. Yardım etmek, kişinin iradesini elinden almak değil; kendi kararını güvenle verebilmesine destek olmaktır.
Sürücülere de açık bir uyarı: Beyaz bastonlu bir yaya gördüğünüzde yavaşlayın, geçiş hakkına saygı gösterin, korna ve aceleyle onu daha fazla tedirgin etmeyin. Esnaf ve işletmeler: Kaldırımı ürünlerinizle, tabelalarınızla, araçlarınızla kapatmayın. Yerel yöneticiler: Erişilebilirliği açılış törenlerinde hatırlanan bir başlık olmaktan çıkarın; her yatırımın, her yol çalışmasının ve her dijital hizmetin başında düşünün. Kurumlar: “Biz yaptık oldu” demeyin; hizmeti kullanacak kişilere sorun, onları tasarımın ve kararın parçası yapın.
Çünkü farkındalık, yılda bir gün paylaşım yapmak değildir. Farkındalık; kaldırımı işgal etmemek, trafikte sabretmek, erişilebilir olmayan bir hizmeti fark edip düzeltmek ve karar masasında görme engelli bireylere yer açmaktır. En doğrusu, onlar hakkında konuşurken onları dışarıda bırakmamaktır.
Bir annenin, çocuğunun okul yolunda güvende olmasını istemesi… Bir gencin, kimsenin koluna girmeden arkadaşlarıyla buluşabilmesi… Bir çalışanın, işine kendi imkânlarıyla ulaşabilmesi… Bunlar lütuf değil, insan olmanın ve eşit yurttaşlığın gereğidir. Bir beyaz bastonun kaldırıma her dokunuşunda, toplum olarak bu sorumluluğumuz yeniden hatırlatılır.
Bugün teknoloji bize çok şey vadediyor. Fakat en gelişmiş yapay zekâ bile kaldırıma park edilmiş bir aracı kaldırmaz; bunu ancak sorumluluk sahibi bir insan ve görevini yapan bir yönetim sağlar. En iyi navigasyon bile erişilebilir olmayan bir sokağı tek başına güvenli hâle getiremez. Bunun için akla, vicdana, kurala ve kararlılığa ihtiyacımız var.
15 Ekim’i kutlama mesajlarıyla geçiştirmeyelim. Bugün bir kaldırımda, bir durakta, bir internet sitesinde neyin değişmesi gerektiğini soralım. Sonra da o değişiklik için sorumluluk alalım.
Beyaz bastonun gösterdiği yol yalnızca görme engelli bireylerin yolu değildir. O yol, hepimizin daha adil, daha dikkatli ve daha insan bir toplum olma yoludur. Umut var; ama umut, ancak engelleri kaldırmak için harekete geçtiğimizde gerçeğe dönüşür.
