Hiç içinizde sakladığınız o derin sır ile hemhâl oldunuz mu? Ya da bu âlem, içinizde saklı kalan o eksiltilmiş cümleleri tamamlamanız için size beklediğiniz satır sonlarını sundu mu? Siz bu soruları zihninizde tartarken, ben hayatıma yön verdiğini düşündüğüm bir hakikati paylaşmak istiyorum.
Kalemimi az çok tanıyanlar bilir; kelimelerimi çürük iplere dizmek yerine, birer tesbih tanesi gibi ayetlere yaslamaya, kalbime nakış gibi işlemeye gayret ederim. Hiç şüphesiz kalemin asıl sahibi olan Allah’a iman ederek; kalbime "rota yeniden oluşturuldu" sinyalini veren o muazzam ayetle söze devam etmek istiyorum:
"İnsanı biz yarattık ve elbette içinden geçenleri biliriz; sağında solunda oturmuş iki alıcı yaptıklarını kaydedip dururken, biz ona şah damarından daha yakınız." (Kâf Sûresi, 16-17)
Ferasetle Bakmak ve Gerçekle Yüzleşmek
Dikkat kesilmemiz gereken asıl sır, ancak ferasetle bakıldığında görünür. Bizler zannettiğimiz gibi sadece yukarıdan, sağdan veya soldan izlenmiyoruz. Allah mekândan münezzehtir; daha derine indiğimizde O’nun doğrudan yüreklerimize baktığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz.
Her an izlendiğimizi bilsek, acaba nasıl hareket ederdik? Bugün Doğu Türkistan’da Müslüman kardeşlerimiz bu imtihanı bizzat yaşarken; bizler Kur’an’daki "mümin olabilme" gerçeğini ıskaladığımız için bir türlü birlik olamıyor, taşıdığımız o büyük sırrın farkına varamıyoruz.
Bu Ramazan Meselemiz Ne Olmalı?
Ramazan’a sayılı günler kalmışken, eksiltilmiş cümlelerimizi tövbe gözyaşlarıyla sulayalım. El-Hayy olan Rabbimiz bizi kırıklarımızdan diriltsin ki yüreklerimizde mazlum coğrafyaların imanı zuhur etsin. Peki, bu mübarek ayda odak noktamız neler olmalı?
- Malayani İşlerden Uzaklaşmak: Ciddi bir gönül temizliği yapmamız şart. "En çok zamanımı ne çalıyor?" ve "Bunun yerine Allah’ın rızasını kazanacak neyi koyabilirim?" soruları, birer durum raporu niteliğinde rehberimiz olmalı.
- Bilgi Değil, Uygulama: Bu sene sadece yeni bilgiler istiflemek yerine, bildiklerimizle amel etmeye odaklanmalıyız. Sahabeleri rol model alarak, "Onlar bir gününü nasıl geçirirdi?" diye düşünmek ve o hali içselleştirmek en güzel adım olacaktır.
- Kur’an-ı Kerim’i Mana Yönüyle İncelemek: Bu Ramazan hedefimiz sadece cüz bitirmek değil, "Bu ayeti bugün hayatıma nasıl dâhil ettim?" diyebilmek olmalı. Ayrıca amellerimizi bir sevap ticaretine dönüştürmemeli; amellerin ancak niyetlere göre olduğunu unutmamalıyız.
- Peygamberimizin İzinde: Pusulamız bellidir; insan sevdiğine benzemeye çalışır. Bu Ramazan, Peygamber Efendimiz (sav) neyi nasıl yapıyorsa öylece yapmaya gayret edelim. Sorgulamaların arasında kaybolup iman zafiyeti yaşamak yerine, Kur’an kıssalarından ibret alarak "Bu kıssadan payıma düşen hisse nedir?" diye soralım.
Meselenin Özü
Ramazan zaten mübarektir; asıl olan o manevi iklimin bizim üzerimize sirayet etmesidir. Belki de yazının başında sorduğum o sır, bu mana ikliminde gün yüzüne çıkar.
Bu satırlar, birkaç gündür zihnimde dönüp duran düşüncelerin bir rehber niteliğinde kaleme dökülmüş halidir. Rabbimden niyazım; "Maksadım Sensin, talebim Senin rızandır. Yüreğimi dinin üzere sabit kıl ve istikamet üzere canımı al" duasıyla bu ayın hepimiz için istifadeli olmasıdır.
